buraya kadarmış dedi
tanrıların bile artık umursamadığı
bu odada,
gelip geçen yaşamım
kokuşmuş bir fare gibi
bayat peynir kemirerek
ruhumu kemirerek
ruhunu kemirerek
bir aşkı daha
istanbuldaki başka bir
çöplüğe fırlatarak
yaşamaktan artık usandım dedi
bildiğim tek şey dedi
içimde bir yerlerde,
kalbimde ve
belki götümde
belki ellerimde veya
aklımın en çürük dişinde
hala her şeyin değişeceğine dair
bir umut var dedi
buraya kadar her şey dedi,
ellerim artık unutulmuş bir figüran
kimsenin rol vermediğii
kalbim bir emekli
banka kuyruğunda teklemek için atan,
gözyaşlarım bir kovayı doldurur
ruhum bile beni bırakıp giderken bu odadan
bir gün dedi
kendimi bulursam yine
bu küçük bar sandalyesinde
gıcırdayan kapının sesi
ve yaşamın üzerime çöken ağırlığı
karşılarsa beni
kalbime diktikleri kazık
öldürürse beni
bu yanlış hayatta
görürsem aynada
bu ihtiyarlayan sureti
ne olur çevir kafanı
görme beni
dayanamam bu acıya,
sadece bira için biraz bozukluk bırak
bu adama, dedi
sevgi dedi,
iyimser bir tahminle
ilk 4 atı bilmek gibi,
jokeyin son anda dizginlere asılıp
seni sattığı
herhangi bir bahis gibi,
cüzdanımdaki küçük kırıntıları
kalbimdeki acıdan çıkardığımda
geriye kalan şey gibi, dedi
bir gün dedi,
yeniden dünyaya gelirsem
delinmiş ozon tabakası
tozlu asfaltlar
yakıt tankları ve
savaşlar,
küresel ısınma
ekonomik kriz ve
orospular,
kalbimi kitlediğim bu beden ve
işlediğim tüm günahlar
yanlışlıkla dolu
yalnızlıkla dolu
bu hayat ve
paramparça aşklar
inan
bizi asla yakalayamayacaklar
ama
şimdi gidiyorum uzanmaya
küçük mezarımın çukuruna
kalbimde eski ve bilindik bir yarayla
artık nefes almak haram bana
25 Ağustos 2011 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder