bütün gecelerde
bütün gündüzlerde
yemek arası verilen
öğle anlarında
namaz aralarında
esnaf kepenkleri açarken
beyoğlu'nda başka bir
şarapçı yaralı halde
etrafına yalvaran gözlerle bakarken
kediler daha iyi ciğerlerin,
kadınlar daha zengin ve
iyimser heriflerin,
buzdolabı daha pahalı
etlerin peşinde koşarken
herhangi bir aşkın yerini
eninde sonunda bitecek
başka bir aşk
alırken,
her şeyin bir sonu olduğunu anlarsın
ve o an
bir sapık misali
bir zavallı misali
çaresizliğin dibine vurmuş ve
nedenini bile bilmiyorken
bir ölü misali
saatlerce boş bir çekmeceyi
boş bir komodini ve
kirli pencereleri izlerken
çoktan öldüğünün ve
hiçbir zaman hakettiğin gibi
yaşayamadığının farkına varırsın
ve kalkarsın
salona geçer ve sanki bir şey arıyormuş
gibi,
sağa sola bakarsın
geri dönersin
tekrar kirli çarşafların arasına uzanır
tavanı izlersin
geceler boyunca
sabahlar boyunca
tanrının yaratmaktan vazgeçtiği
ve keyifle sigarasını tüttürdüğü
bu yirmibirinci yüzyılda..
2 Haziran 2011 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder