bazen karanlıktasındır
dünyanın bütün lambaları, birleşin
diye haykırırken bile
bazen karanlıktasındır
bütün farları açıp
dörtlüleri yaksan bile
bazen karanlıktasındır
ortalama bir odada
ortalama bir hayatın
ortalama geçen günlerinde
vasati kırk çöp kudretinde
oturup şişeleri yuvarlasan bile
bazen ölmek istersin
elbette, doğal bir gelişimin
veya ruhsal materyalizmin
ya da çürümenin sonucudur
asla buna cesaret edemeyeceğini bilsen bile
bazen bir aşk biter
sen odanda yazarmış gibi
okurmuş gibi
severmiş gibi
sevişirmiş gibi yaparken bile
sana seslenir karşıdan
artık kime ait olduğunu anlayamadığın bir ses
çek ellerini üzerimden
artık sana katlanamıyorum,
seni sevmek için bir nedenim kalmadı
nefret etmek için sakladığım tüm nedenler
inancımdan geriye hiçbir şey bırakmadı
işte bu yüzdendir ki,
birini sevdiğinde
işte bu yüzdendir ki
karanlıktayken
işte bu yüzdendir ki,
tüm dörtlüler yanarken
sen son hızla
en keskin virajı hızla dönüp
başka bir viyadükten
başka bir köprüden
başka bir sevgiden
başka bir beklentiden
düştüğünde;
geriye hiçbir şey kalmaz
söylenecek, anlatacak,
dinleyecek, yaşanacak
sevilecek, öpülecek,
hissedilecek
çünkü bazen
dünyanın en korkunç karanlığındasındır
odanın ışıkları kapalıdır,
ruhunun ampulleri patlamıştır
elbette, harap ve bitap düşebilirsin
elbette, sana anlatılan tarih
sana anlatılan yaşam
sana anlatılan aşklar ve sevgiler bütünü,
aidiyet, aile ve gelenekler
yanılmıştır
çünkü oradasındır,
o karanlığın içinde
biten başka bir şey için şerefini ayaklar altına alıp
şerefine bir şişe daha yuvarlarken
uğruna manifesto yayınladığın bütün aydınlıklar
hayaller ve uğrunda bir zamanlar
işe yaramayan canını bile verebileceğin
nesneler ve insanlar
başka bir şeye dönüşür
dönüşmüştür, herkes
tahmin bile edemezsin
insanların nasıl değiştiğini
bir zamanlar sevgiyle öpülen dudakların
artık kokmuş bir yemek misali
bir kenara atıldığını
geriye hiçbir şey kalmaz
söylenecek, anlatacak
dinleyecek ve yaşanacak
ağlanacak ve gülünecek
ortalama bir odada
ortalama bir taksim akşamında
ortalama hayatların tam ortasında
dörtlüler yanarken
farlar açıkken
son viraj dönülürken
viyadükler, artık tutkulu dudaklar
köprüler, artık acı bir salça
hayatın, artık parmaklarının arasından
kayıp düşen, bittiğinde yenisini vermeyecekleri
bir bira..
22 Mart 2011 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder